İnsanı Yaşat Ki,Devlet Yaşasın

Muhammet BİRER

Yazarın şu ana kadar yazılmış 7 makalesi bulunuyor.

genccte1Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan Hükümlü ve tutuklu toplam mevcudunun yaklaşık % 90 ‘ ını Psikolojik rahatsızlıkları sebebiyle suç işleyenler ile sosyal çevrenin sevk etmesi ile suç işleyenler oluşturmaktadır. Bu sebepten Ceza İnfaz Kurumları sorunlu kurumların başında gelmektedir. Şu bilinmelidir ki Ceza İnfaz Kurumlarını sorunlu hale getiren sebep, kişiler üzerinde kapsamlı olarak uygulanamayan sağlık ve sosyal yaşam politikalarıdır.Bu zamana dek suç işleyen kişiler üzerinde kapsamlı araştırmaların yapılmaması da bu duruma en açık örnek teşkil edilebilir. Bu tarz araştırmaların yapılması suçu önleyici tedbirlerde kanun koyuculara muhakkak ki yol gösterecektir. Nitekim, Ceza infaz kurumunda çalışan personeller bu durumdan fazlası ile zarar görmektedir.

Bir türlü yapılamayan yenilikler İnfaz ve Koruma memurlarının ve İnfaz ve Koruma Baş memurlarının hayatlarında derin yaralar açmasına neden olmaktadır. Ceza infaz kurumlarında bulunan bazı hükümlü ve tutuklular, İnfaz ve Korumu Memurlarına sözlü veya fiziki saldırılarda bulunabiliyor. Memurlara jiletli saldırılarda bulunup memurların vücutlarında ömür boyu taşıyacakları izlere sebep olabiliyorlar. Bazı hükümlü ve tutuklular daha da öteye giderek sırf devletin kanunlarına riayet ettikleri için infaz ve koruma memurlarına veya Baş memurlarına kurum dışında silahlı saldırılar düzenleyebiliyorlar, acıdır ki bir çoğu bu saldırılarda hayatını kaybediyor. Bütün bu yaşananlar bile yenilenmenin gerekliliğini göstermektedir.

Gelinilen bu nokta da sosyal yaşam politikalarının payı büyüktür. Bu sorunların çözümü için sosyal yaşamı destekleyici adımlar atılmalıdır. Kişileri suç işlemeye yönlendiren sosyal ve psikolojik etkenler araştırılarak yeniden Sosyal yaşam destek politikalarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu politikalar neticesinde ceza muhakeme kanununda ve ceza güvenlik tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda değişikliklere gidilmelidir. Örneğin; herhangi bir suçun yargılanması suçu işleyen kişi bazında değil , suçun niteliği bazında yapılmalıdır. Suç niteliği bazında yapılan yargılamalarda kişileri topluma kazandırma olanağı daha yüksektir. Çünkü işlenilen suçun niteliği kişinin psikolojik ve sosyolojik tavrını daha anlaşılır hale getirecektir. Bu yaklaşım kişiyi ıslah etme çalışmalarında hangi uygulamanın gerekliliğini gösterecektir.

Kişilerin mahkemelerde bulundukları ruh halleri , suçun oluşmasına sebep olan ruh hallerini yansıtmadığı için kanaat takdiri ile verilen hükümlerde farklı uygulamaların oluşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle; ceza dosyaları suç bazında değerlendirilerek hükme bağlanmalıdır. Kanaat takdiri en aza indirgenerek yanılma payı da asgari sınıra çekilmiş olur. Bu durum ile kamuoyunda adli makamlara karşı duyulan güven hissi artırılmış, kişiler üzerinde oluşabilecek kendi adaletini kendisi sağlama ihtiyacı da ortadan kaldırılmış olacaktır.

Kısacası kişilerin devlete güveni azami sınıra getirilerek topluma kazandırılabilir ve faydalı bireyler haline getirilebilir.Yani Şeyh edebali’nin Osman Gazi’ye ettiği nasihat gibi;

Unutma ki, dünya sandığın kadar büyük değildir. Bütün sırlar; bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak senin şecaat, fazîlet ve irfânınla fethedilip gün ışığına çıkacaktır.

Ey oğul! Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki, devlet yaşasın!!!


YAZARIN SON YAZILARI
Reform İçimizde Saklı !! - 12 Haziran 2016
Gardiyan Değil! - 24 Nisan 2016
Kadın Olmak! - 8 Mart 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.