İş Hayatında Tükenmişlik

Burak Şerbetçioğlu

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.

İşi gereği insanlarla yüz yüze çalışan mesleklerde görülen tükenmişlik sendromunun günümüzde hemen hemen tüm sektörlerde ve meslek gruplarında yaşanması, modern insanın çalışma hayatında artık daha fazla tükendiğini ortaya koymaktadır. Ceza infaz kurumu çalışanlarının çalışma hayatında karşılaştığı önemli sorunlardan biri olan bu sendrom, çalışma arkadaşlarına, ailesine ve dolayısıyla bütün bir sosyal hayatına yansıttığı olumsuzluklar  üzerinde özellikle durulması gereken bir konu olmuştur.

Bireyde ruhsal ve fiziksel açıdan enerjinin tükenmesi” olarak ifade edilebilecek olan tükenmişlik Ceza İnfaz Kurumlarında strese neden olan gerek işe ilişkin gerekse kurumsal faktörlerin uzun dönemli etkisi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Burada, personelin sahip olduğu kaynaklarla stres nedenlerini ortadan kaldıramaması önemli bir neden olarak nitelendirilmektedir. Tükenmişliğe neden olan stres kaynaklarını diğerlerinden ayıran temel unsur, personelin çalışma ortamındaki etkileşimlerinin bir sonucu olmasıdır.

Tükenmişlik hissi içerisinde olan ceza infaz personeli, mesleğin ve işin gereklerini yerine getiremez duruma gelmektedir. Tükenmişlik, personeller kadar kurumlar üzerinde de olumsuz sonuçlar meydana getiren bir durumdur. Bu olumsuz sonuçlarla personel, yönetim ve kurum bazlı uygulamalarla  baş etmek mümkündür. Özellikle yöneticilerin, çalışanların yaşadığı tükenmişliği fark etmesi ve ortadan kaldırması için gerekli olan uygulama ve düzenlemeleri gerçekleştirebilmeleri, konuya ve konunun önemine ilişkin bilgi düzeylerine bağlıdır.

Personelin tükenmişlik nedeniyle yaşadıkları, fiziksel açıdan yorulup yıpranmasına neden olmaktadır. Ancak personelin yaşadığı yorgunluk hissinin asıl kaynağı, iş ortamında yaşadığı gerginliktir. İş ortamında sürekli devam eden bu gerginlik, personelin uykusunu bölen kabuslar görmesine, uykusuzluk nedeniyle oluşan halsizlik ve huzursuzluk yaşamasına, sık sık bir şeylerin ters gideceği düşüncesine kapılmasına neden olmaktadır. Diğer yandan kronikleşen yorgunluk ve gerginlik; çeşitli hastalıkları ve baş ağrılarını arttırmakta, bu tip rahatsızlıkların uzun süre atlatılamamasına neden olmaktadır. Tükenmişliğin en önemli ve en gözle görülür sonuçlarından birisi de, tüm bunlar nedeniyle yaşanan, enerjideki düşüştür.

Ortaya çıkan fizyolojik sonuçlara karşı personel, bazı duygusal tepkiler geliştirerek, kendisini korumaya çalışacaktır. Bu gibi durumlarda yaşanan depresyon, kaygı, çaresizlik ve öz güvenin kaybolması gibi belirtiler başlı başına “ruhsal bir hastalık” olduğunun göstergesidir. Fiziksel ve psikolojik alanda yaşanan bu ve benzeri sorunlar personel üzerinde olumsuz etki yaratmakta, personelin başarı duygusunu, kendisine olan saygısını ve özgüvenini yitirmesine neden olmaktadır. Çalıştığı kurum için kendisini değersiz hisseden personelin performansı düşmekte, kendisini sürekli başarısız hissetmekte ve kendisini suçlama eğilimi içerisine girmektedir. Bu eğilim, personelin iş ortamındaki iletişimin zayıflamasına, kendini insanlardan soyutlamasına neden olmaktadır. Yukarıda sayılan nedenlerle kendisini duygusal yönden bitkin hisseden ve insanlara karşı hoşnutsuzluğu büyüyen kişi çok daha kolay sinirlenir, önemsiz bir hataya karşı bile ani bir öfkeyle karşılık verebilir. Ortaya çıkan tedirginlik ve öfke sadece diğer kişilere duyulan negatif hisleri değil, aynı zamanda şüphecilik/paranoya tavrını da besler. Tükenmişlik yaşayan kişi, etrafındaki herkesin onun hayatını zorlaştırmak için çalıştığını düşünmeye başlar. Tükenme yaşayan personeller, iş ortamında karşılaştıkları kişilere olumsuz davranışlar sergilerler. Diğer yandan işten ayrılma, verimi düşürücü davranışlar, kişiler arası zayıf iletişim, düşük iş tatmini ortaya çıkar. Özgüvenin kırılması bir yana bazı durumlarda bunun aksi gösterilerek tükenmiş kişi savunma mekanizmasını çalıştırarak karşılaştığı herkese meydan okumaya çalışabilir, her şeye gücünün yettiğine, her şeyi kendisinin bildiğine inanabilir. “Kimse bunu yapamaz, sadece ben yapabilirim” şeklinde bir düşünce tarzı, personelin normalden daha fazla riskli işlere girmesine yol açabilir. Personel fazla riskli işleri, “işe yaradığını” kendisine ve başkalarına kanıtlamak için yakaladığı bir fırsat gibi görebilir. Sayılan bu etkiler personellerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte ve mutsuzluğa sebep olmaktadır.

Çalışmada tükenmişliğin boyutları, belirti ve sonuçlarının yanı sıra işle bütünleşme kavramının incelenip, boyutlarına ve bu bütünleşmeyi sağlayacak stratejilere yer vermek ceza infaz kurumu içerisinde işle bütünleşmenin sağlanması ve yaygınlaştırılması açısından önemlidir. Ceza infaz kurumlarında verimlilik ve etkinlik elde etmek, çalışma hayatının kalitesini yükseltmek ve personelinin refahını artırmak için tükenmişlik sürecini pozitif yöne çevirip, çalışanların işle bütünleşmesini sağlamak gerekmektedir. Hem personel hem de kurum açısından yüksek maliyetlere neden olan tükenmişliği önlemek için, çalışma hayatında personel ve iş arasındaki uyumsuzluklar tespit edilmeli, uyumu sağlamaya yönelik önlemler alınmalıdır. Bu şekilde kurum içerisindeki çalışanların işle bütünleşmeleri; enerji, aidiyet ve yeterlilik duygusuyla Ceza infaz kurumlarının verimlilik ve etkinliğini artırmaları sağlanabilecektir. Gelecekteki çalışmalar için önemli bir alanın tükenmişlik adı verilen kurumsal hastalıkla başa çıkabilmesinin ötesinde, kurum içerisinde “etkin, verimli ve enerjik çalışma” olarak adlandırabileceğimiz, işle bütünleşmeyi bilinçli ve sistematik bir şekilde yaygınlaştırmak faydalı olacaktır. Ayrıca ileride işle bütünleşmeyi sağlayacak ve destekleyecek kurumsal yapının belirlenmesi ve oluşturulması konusundaki uygulamalı çalışmalar da kavramın gelişmesine katkıda bulunabilecektir.


YAZARIN SON YAZILARI
ANEKDOTLAR - 22 Aralık 2016
Mobbing - 30 Nisan 2016
Sözün Özü… - 17 Ocak 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.